İsrail Ortadoğu’da bir avuç yahudinin eliyle kurdurulan bir devlet. Kurdurulan diyorum çünkü İsrail o bölgede tarihi geçmişi olan köklü bir devlet değil. Batının karakol mahiyetinde kurduğu ve yaşattığı bir devlettir. Dolayısı ile İsrail varlığını aklına ya da manevralarına borçlu olan bir devlet değildir. Varlığını tamamen batının inisiyatifine borçlu olan bir devlettir. Zira İsrail’in bu güne kadar akıl ürünü hiçbir manevrası yoktur. Akli melekelerini kullanma kabiliyeti gelişmemiş bir devlettir.
İHH önderliğinde 32 ülkenin desteği ve vatandaşlarının katılımıyla Gazze’ye yardım götüren filo yetkilileri elbette bu işin sonuçlarını, kazançlarını, getiri ve götürülerini en ince detayına kadar hesaplamışlardır. Bu yardım filosunun neye maruz kalırsa kalsın başarıya ulaşması için geliştirilecek manevraların ve karşıdan gelebilecek manevraların enine boyuna değerlendirildiği bir muhakkak. Bu eylemden en karlı çıkmak isteyen yardım gönüllüleri, bu işi kendi lehlerine dönüştürmek isteyen İsrail’in atacağı adımı eminim merak ediyorlardı.
Bu güne kadar binlerce şehidin verildiği, açlığın ve sefaletin reva görüldüğü Gazze’ye sadece yardım götürme amacı gütmeyen, bu ablukanın tamamen kalkmasını hedefleyen yardım gönüllülerinin bu amaçlarına nasıl ulaşacaklarını ve bu girişimini İsrail kendi lehine çevirmek ya da en azından meşruluğunu zedelemek için neler yapabileceğini hepimiz merakla bekliyorduk.
Bir avuç sivilin karşısında tüm kurumlarıyla muntazam tam teşekküllü bir devlet vardı. Haliyle insan ister istemez bir devletin bir avuç sivilin hareketine karşı onu boşa çıkarabilecek, meşruluğunu zedelemeye çalışabilecek daha zeki, akılcı manevralar bekliyordu.
Bu manevralar ne olabilirdi diye kendi kendime düşündüğümde aklıma gelen ilk düşünce İsrail’in gemilerin Gazze’ye geçişine izin vermesi olurdu diye düşünüyorum. Çünkü ortada (maalesef) kanıksanmış bir işgal var. Artık tüm dünya Gazze’nin sefalet içinde yaşamasına alışmış ve bu adeta günlük hayatın bir parçası haline gelmiştir. Gemilerde taşınan gıda malzemeleri Gazze’nin ihtiyaçlarını bir nebze olsun karşılayacak, morallerine moral katacak fakat işgali sonlandırmayacaktı. Tüm dünya birkaç haftalık ihtiyaçları karşılanmış bir Gazze’yle daha rahat uyuyacak derin bir nefes alıp kas gevşemesi yapacaktı. Birkaç hafta sonra da yardımın oluşturduğu hava dağılıp gidecekti.
Hepimiz küçük çaplı gerginliğin neticesinde buna benzer sonuçlar bekliyorduk. Bu filonun elbette başarısı olacaktı, zira çıkış gayesi zaten bu idi. Fakat ne yardım gönüllülerinin, ne de bu işi başından beri takip eden insanların hiç birisi İsrail’in 32 farklı ülke vatandaşı olan o sivillere ateş açacağı aklından bile geçmiyordu.
Neden?
Çünkü kimse bir devletin IQ’sunun bu kadar düşük olabileceğini tahmin etmiyordu. Böyle bir müdahale hangi taraftan bakılırsa bakılsın tamamen Gazze’nin ve yardım gönüllülerinin başarısı anlamına geliyordu. Dolayısı ile de kimse bu sonucu beklemiyordu. Fakat netice ortada. İsrail adeta kendi aklını kullanarak hareket ettiğinde asla ayakta kalamayacağını tüm dünyaya ilan eder gibi gemiye saldırdı. Bu saldırıyı değerlendiren yazar ve yorumcular bu düşük IQ’yu bir devlete hala yakıştıramamış olmalı ki bu operasyonun altında mazı mesajlar, derin manalar ve zekâ ürünü sonuçlar aramaya koyuldular.
Onlar arayadursun bu gün İsrail’in IQ’su Gazze’yi tüm dünyanın gündemine taşımıştır. Tardım gönüllüleri hiç hesaba katmadıkları kadar büyük bir başarıya ulaşmıştır. Artık Gazze tüm dünyanın meselesi haline gelmiştir. Kuşkusuz bu akıbet gemilerin yardımı ulaştırmalarından daha hayırlı bi akıbettir. Bugün artık Gazze üzerindeki işgalin kalkması yüksek sesle ve mutabakatla dillendirilmeye başlanmıştır. Şüphesiz bu ilahi bir destek, ilahi bir müdahaledir.
Bu meseleyi “Türk vatandaşı” boyutundan çıkarıp “İnsanlık onuru ve Gazze’nin özgürlüğü” boyutunda ele alan Türk makamları kurumsal devlet zekâsını ve manevra kabiliyetini en üst perdeden sergilemişlerdir. İsrail Türkiye’ye mesaj vermek ya da dünyaya imada bulunmak gibi küçük hesaplar yaparken olayın küresel intifada boyutuna yaklaşmasını elbette hiç beklemiyordu. Şimdi İsrail kendi aklıyla bu sorunu yönetemeyeceğini anladığı için yine varlık sebeplerine sığınacaktır elbette. Fakat artık ayağa kalkan dünya ve Müslümanlar Gazze sorunu çözülene kadar asla oturmamalı. Yeniden bir sineye çekiş her şeye sıfırdan başlamaya ve dünya hassasiyetinin tahrip olmasına sebep olacaktır.