Bismillahirrahmanirrahim
İnna Lillah ve İnna İleyhi Raciun
Katil Siyonist güçlerinin son zamanlarda gerçekleştirmiş olduğu soykırımı Allah’ın Aziz, Kahhar ve Muntakim isimlerine ve adaletine havale ediyor dünyada ve ahirette karşılaşacakları akibetinin yapmış oldukları zulümlerden daha çetin olmasını niyaz ediyorum.
Bu günlerde dünya müslümanlarının içini parçalayan iki musibetle karşılaştık. Bunlardan birisi Hizbullah’ın en büyük komutanı Şehid İmad Muğniye’nin şehadeti diğeri ise Siyonist cellatların son günlerde Filistin üzerindeki kahbece soykırımı..
Evet ortada içlerin parçalandığı bir durum var. Bu acıyı kalemle anlatmak mümkün değildir.
Ama bunu çok iyi biliyoruz ki bu musibetler her zaman düşmanların korkusu olarak onlara geri dönmüştür. Bunu Allah müjdelemiştir. Bunu Peygamber müjdelemiştir.
Allah’ın ayetinin ve peygamber (a.s.v)’in buyruklarının hayattaki tecellisini birkaç örnekle belirtecek olursak..
Bu ayet ve hadislerin hayattaki tecellisi olan Hizbullah’tan örnek vermek istiyorum..
Seyyid Hasan Nasrallah’ın Şehid İmad Muğniye’nin şehadeti sonrası yapmış olduğu konuşma her şeyin göstergesi ve Hakkın tecellisi olduğunun altını çizmek istiyorum.
Peki neye dikkat çekmişti Hasan Nasrullah konuşmasında..
“Öncelikle, onlar İmad Muğniye’nin şehid edilmesini kendileri için büyük bir başarı görürlerken, biz de İmad’ın şehadetini büyük bir müjde olarak değerlendiriyoruz. Bu şartlar aynen Şehid Ragıb Harb’ın şehid edildiği zamandaki şartlar gibidir. Onun şehadetinden sonra İsrail’in Lübnan’ın başkentinden, Beka’dan ve Güney’den dışarı çikarildi. Onun pak kanı ve güçlü direnişi sayesinde biz zaferi kucakladık.
Sonra Seyyid Abbas Şehid edildiğinde direnişin kırılacağını hesap etmişlerdi. Ancak, biz yıllar içinde ayağa kalkıp İsrail’i zelil bir şekilde Lübnan dışarı attık. Halkımızın direnişi ve Abbas Musavi’nin kanıyla başarıya ulaştık..
Bugün İmad Muğniye’ni şehid ederek, onun katledilmesiyle direnişin yok edileceğini sanıyorlar. Onlar onu geçen Temmuz savaşinın intikamı için katlettiler; yani bu savaş hala devam ediyor. Zira ateşkes ilan edilmemiş, bu savaş maddi, güvenlik ve askeri açıdan hala devam etmekte olup Temmuz savaşinda İsrail’i destekleyen bütün ülkeler tarafından da ardından gidilmektedir. Onlar Şeyh Ragıb Harb ve Seyyid Abbas Musavi’yi katlettikleri zaman olduğu gibi yine büyük bir yanılgı içindedirler. “
Elhamdulillah..
**********************
Onlar vazifelerini en iyi şekilde ifa etmekteler. Onlar arzularına şehadete ulaşmaktalar. Onlar Allah’ın rızıklandırdığı baki kıldığı kullarının arasındaki yerlerini almaktalar.
Peki biz ?
Biz üzerimize düşen vazifeyi ifa ediyor muyuz ?
Müslüman bireyler olarak Öz Muhammedi İslam’ın gerektirdiği sorumlulukları üzerimize alıyor muyuz ?
Biz bir Huseyn’den bahsediyoruz. Aşura destanın kıyam önderi..
Zulmün karşısında neyi var neyi yok Allah yolunda kurban sunan..
Sadakatiyle, samimiyetiyle şiar olan bir Huseyn
Peki İmam Huseyn’in Kerbela çölünde yapmış olduğu kıyamı anlamak marifet mi gerektiriyor.
Hiç mi düşünmüyoruz, Huseyni Kıyam’ın hayattaki karşılığı neydi.
Huseyn bir çizgidir.
Huseyn bir duruştur.
Huseyn bir kimliktir.
Huseyn bir şiardır.
Huseyn samimiyet, sadakattir.
Huseyn’i Huseyn yapan kavramlardır bunlar.
Kerbela’da olanlar bugün Filistin’de yaşanmıyor mu ?
Baba kucağında Hz. Ali Asker misali altı aylık çocuklar şehit olmakta,
On üç yaşında Hz. Kasım Misali küçücük delikanlılar şehid olmakta,
On sekiz yaşında Hz. Ali Ekber misali gençler şehid olmakta,
Anneler, Hz. Zeyneb misali yavrularını şehadete yollamakta,
Babalar, İmam Huseyn misali neyi var neyi yok Allah'a sunmakta…
Bu bağlantıyı kurmak gerçekten zor mudur ?
Bu duruş Huseyni bir duruştur. Onlar üzerine düşen vazifeyi en güzel bir şekilde ifa ediyor.
Biz kendimize kimi şiar edinmiş, kimin kimliğine bürünmüş, kimin yolunu kendine şiar edinmiş kullardan sayıyoruz…?
“Heyhat mine Zilleh!” diyor bu diller durmadan.. Gerçekten zilleti kendimizden uzak görüyor muyuz ?
Peygamber efendimiz buyurmamış mıdır ? “Bir Müslüman çıkarda, ey Müslümanlar benim yardımıma koşun feryadını duyarda yardımına koşmazsa benden değildir”
Biz bu çağrıya, bu emre ne kadar itaat ediyoruz.
İmam Ali (a.s) buyurmamış mıdır ? ”Zulme sessiz kalan zulmü işleyen gibidir.”
Biz yapılan zulümler karşısında tepkimizi koyabiliyor muyuz ?
Gerçekten biz bu çağrıya, bu emre itaat ediyor muyuz ?
Bu ve bunun gibi sorulacak çok soru vardır. Bu kadarı günümüzdeki durum itibariyle kafidir.
Bu soruların cevabı Filistin üzerinden verilir. Filistin üzerinden muhasebe edilir.
Eğer sen Filistin için yapılan zulümleri kendine zulüm olarak görüyor ve tepkini her yerde ortaya koyuyorsan sen zilleti kendinden uzak görüyorsundur.
Eğer sen Filistin’e, İsrail tarafından uygulanan ambargoyu yıkmak için çaba sarfediyor ve onların acısını kendi acın olarak görüyor ve elindeki tüm imkanlarla onlara yardım gönderiyorsan sen o zulümlere sessiz kalanlardan değilsin.
Eğer sen Filistinlilerin günden güne aldığın şehit haberlerini, zulüm haberlerini alıyor isen ve bu durum karşısında duanla, tavrınla, tepkinle amele döküyorsan sen o tok yatanlardan değilsin, tepkisiz kalanlardan değilsin.
Konu buraya gelmişken o Aziz İmam’ın kıssasını paylaşmamak benim için büyük bir vebaldir.
İmam’ın kızı Dr. Zehra Mustafavi anlatıyordu bu kıssayı..
İmam yemek üzerindeyken Filistin’den bir acı haber duyduğu zaman hemen yemeğin başından kalkar ve zulüm bitene kadar yemek yemezdi. Durum öyle bir yere kadar geldi ki İmam yemek yememekten dolayı hastalığa bile varmıştı. Kızı yemek yemesi üzerine ne kadar çok baskı yaptıys ada İmam’ın tek sözü vardı “Onlar bu durumda iken ben bir lokma yemek yemem”
Bunu yapan ne benim, ne kardeşim ne de arkadaşım. Bunu yapan İslam İnkilabı’nın Rehberi İmam Humeyni (r.a).. İşte burası sözün bittiği yerdir.
Allah o aziz İmam’a rahmet etsin ve bize de onu anlamayı ve anlamakla beraber amel etmeyi nasip etsin.
Filistin’de olup bitenlerin tarihini anlatacak kadar ilmimiz yok bizim. Ama Filistin’in ehemmiyetini anlatan bir İmamımız var. İmam Humeyni (r.a)
İstiyorum ki, bu kahbece saldırıların olduğu bu günlerde Filistin’in ehemmiyetinin anlaşılması için vereceğim linkte İmam’ın Filistin ve İsrail üzerindeki konuşmaları okumanız.
Konun başlıklarını okumanız kafidir. Konun başlıkları zaten her şeyin ispatıdır.
www.ruhullah.com