Scud füzesi krizi İsrail yapımıdır. İsrail, uluslar arası alanda uzantıları olan siyasi ve askeri medyatik krizler üretmeye muktedir askeri bir devlettir. İsrail sanki Hizbullah’la Lübnan topraklarında 2006 Temmuz’unda savaşa girmemiş gibi aniden Hizbullah’ın silahını geliştirdiğini ve onun için füze takviyesinde bulunan ülkenin Suriye olduğunu ortaya çıkardı.
İsrail dünya ülkeleri arasında en çok gelişmiş silaha sahip ülkedir ve silah ihraç eden ülkeler arasında yer almaktadır. Nükleer başlık taşıyan füzelere ek olarak büyük bir balistik füze cephanesine sahiptir. ABD’den sonra komşu Arap ülkelerine karşı önleyici savaşlara giren ve Körfez bölgesi ile İran’ı acımasız bir savaşla tehdit eden tek ülkedir.
Ortadoğu’da ilk sırada yer alan bu askeri devlet Hamas, Hizbullah ve Suriye’yi feryat figan ve felaketle tehdit etmekte ve sanki silahlanma ona helal diğerlerine harammış, kendisi de bölgenin polisiymiş gibi buna Hamas, Hizbullah ve Suriye’nin daha fazla silahlanmasını bahane etmektedir. Bugün tehdit eden İsrail’in, Arap ülkeleri ve Hizbullah’ın sahip olduğundan kat kat fazla öldürücü silaha sahip olduğu, Araplar ona karşı savunma silahına bile sahip değilken onun saldırı silahına sahip olduğu biliniyor.
İsrail Suriye’ye yaptığı tehditleriyle iç ve dış krizlerinden çıkmak istiyor. İsrail, dışarıda Obama idaresiyle, çözüm ve müzakere projesiyle kriz yaşarken, içerde Kudüs ve Batı Şeria’daki yerleşim konusuyla radikal sağcı ve dinci partilerin Netanyahu ve Kadima iktidarını tehdit ettiği koalisyon hükümeti konusunda kriz yaşıyor. Diğer bir kriz ise esir takası ve Shalit’in kurtulmasıyla alakalı.
Bölgede ve dünyada kriz üreten İsrail, aniden yönünü Suriye, Hizbullah ve Scud füzelerinden yana çevirdi, ABD idaresini Suriye’nin oluşturduğu tehlike yönüne çekmeyi ve Hizbullah’a yaptığı füze takviyesini durdurmasını istemeyi başardı. Oysaki her devletin İsrail’in Arap dünyasında tekrar eden saldırılarına karşı kendini savunma hakkı olduğu bilinen bir gerçek.
Bugün dün gibi değil. Artık Araplar, partiler ve gruplar İsrail’i farklı krizler içinde bırakmak ve onun tehditlerine karşı hikmetle ve cesur liderin kararlılığıyla ilişkide bulunmak için çabalayan bir bilince sahip. Filistin ve Lübnan’daki direnişin 2006 Temmuz ve 2009 Dökme Kurşun savaşlarında tecrübe (hikmet ve cesaret) kazandığını zannediyorum.
Bölgede olabilecek bir savaşın geleceği yoktur. Bu, her halükarda direnişin kazanacağı, İsrail’in güç dengelerindeki eşitsizlik bir yana hedeflerini gerçekleştirmede başarısız olacağı bir savaş olacaktır.
Çünkü sonuçta savaşlar ateşten ibaret değildir. Savaşlar ateşten öte ve silahtan daha büyük anlamlar taşımaktadır.
Filistin Başbakanı İsmail Heniyye'nin siyasi danışmanı Dr. Yusuf Rezka'nın Filistin gazetesinde 21.04.2010 tairhinde yayınlanan bu analizi, Gülşen Topçu tarafından İsra Haber için tercüme edildi.
Bu
sitede yayınlanan yazarlara ait yazılı dökümanlar kaynak
belirtilmek suretiyle iktibas edilebilir
Sitede yeralan yazarların yazılarındakisorumluluk kendilerine
aittir