İmam Humeyni'nin dilinden İslami uyanış: Dünya mustaz'afları ayaklanın...
07/12/2009
Müslümanların son asırlardaki özgürlükçü hareketleri mücadeleci ve mücahid şahsiyetlerin gündeme gelmesiyle yeni boyutlar kazandı. Bu milli şahsiyetler bazen evrensel şahsiyetlere dönüştü.
Bu kesimden, müslümanların özgürlük ve İslamtaleplik mücadelelerine yeni bir yön kazandıran Seyyid Cemaleddin Esedabadi’den söz etmek mümkün. Ancak bu hareketler uygun pratik örnekleri olmaması ve harekete önderlik edecek çok yönlü bir şahsiyetin bulunmaması yüzünden bir süre sonra etkisizleşiyordu. Kuşkusuz bu zorlu mücadelelere bir çok kıymetli ve büyük şahsiyet katıldı ve bir çok şehid kanlarıyla İslami hareketin fidanını suladı.
Bundan sonra Seyyid Ruhullah Musevi Humeyni adlı şahsiyetin ortaya çıkmasıyla hareket yeni bir can kazandı ve kendilerinin harekete İslam aleminde uyanış hareketi olarak yaklaşması, bu hareketin İslam beldelerinde büyük bir harekete dönüşmesine vesile oldu ve her şeye karşın imam Humeyni önderliğinde gerçekleşen İran’ın müslüman milletinin İslam inkılabı tüm müslüman milletlere ve mustazaflara pratik bir model oluşturdu ve imam da bu hareketin sadece İranlı bir hareket olmadığını, İslami bir hareket olduğunu belirtti: Biz bu hareketi İranlı bir hareket bilmiyoruz, bunu İslami bir hareket ve mustazafların istikbara karşı hareketi biliyoruz.
Son asırların en büyük müslih insanı olarak imam Humeyni hareketin ta başından kıyamullah’ı dünyayı ıslah etmenin tek yolu olarak görmekteydi, öyle ki hicri şemsi 1323 yılında şöyle bir not kaydetmiştir:
" قال الله تعالی : قل انما اعظکم بواحده ان تقوموا لله مثنی وفرادی"
Yüce Allah bu kelam-i şerifede doğanın karanlık başlangıcından insanlık maksadının son durağına kadar her şeyi ifade etmiş ve yüce Allah’ın tüm vaazler arasında seçtiği en iyi vaaz sayılır ve bu tek kelimeyi insanlara önermiş ve dünyayı ıslah etmenin tek yolu olduğunu buyurmuştur. O da Allah için kıyam etmektir ki bu amel, Hz. İbrahim’i maksadına ulaştıran bir ameldir.
خلیل آسا در علم الیقین زن
ندای لا احب الآفلین زن
Kıyamullah Hz. Musa’yı asasıyla Firavun yanlılarına musallat etmiş ve onların tahtını ve tacını yok etmiştir.
İslam peygamberi (sav)’i tek başına cahiliyenin tüm inanç ve adetlerine galip getiren ve putları Allah evinden dışarı attıran ve yerine tevhidi yaygınlaştıran yine kıyamullah, yani Allah için kıyamdır.
İmam Humeyni’nin de bu harekette bakışı sadece İran milleti ile kısıtlı değildi ve tüm dünya mazlumları ve mustazafları ve müslüman milletleri kapsıyordu ve amaçları da tüm mazlum milletler arasında uyanışı sağlamaktı:
Ey dünya mustazafları, ayaklanın ve kendinizi zalim canilerin pençesinden kurtarın ve ey dünyanın yiğit müslümanları, gaflet uykusundan uyanın ve İslam’a ve İslam ülkelerini sömürücülerden ve onlara bağlı olanların elinden kurtarın.
Bu kavram çok kez imam tarafından dile getirilmiştir:
Ey dünya mustazafları, ayaklanın ve kendinizi beşeriyetin düşmanlarının pençesinden kurtarın. Daha fazla zulme boyun eğmeyin ki Allah, mazlumların yanındadır. Artık dünya süper güçlerin her istediklerini yapacak yer değildir, mustazaflar ayaklanmalı, tüm ülkeler haklarını sıkı yumruklarla almalıdır. Ey dünya mazlumları, hangi kesimden ve hangi ülkeden olursanız olun, kendinize gelin ve Amerika ve diğer boş kafalı zorbaların naralarından korkmayın ve dünyayı onlara daraltın ve hakkınızı sıkı yumruklarla alın.
İmamın konuşmalarında sıkça rastlanan bu sözlerden de anlaşıldığı üzere kendilerinin bu hareketi belli bir millete özgü görmediğini ve hatta müslüman olmayan tüm mazlumların kurtuluşunu arzuladığını görmekteyiz:
Ey kiliselerin papazları ve ey Hz. İsa’yı izleyen rahipler, ayaklanın ve istikbarın pençesinde esir düşen dünya mazlumları ve mustazaflarını destekleyin ve Allah rızası için ve Hz. İsa’nın emirlerini izlemek için bir kez daha mabedlerinizde çanlarınızı mazlumların lehine ve zalimleri kınamakta çalın.
İnsanoğlunu istikbarın elinden kurtarmaya yönelik olan imam Humeyni’nin haykırışı tüm dünyada duyuldu ve bir çok İslami ve özgürlükçü hareketin oluşmasına vesile oldu ve söz konusu hareketler imamın sözlerinden ve uygulamalarından esinlenerek harekete geçti ve bir çok ülkede istikbara karşı azgın dalgalara dönüştü.
Soru: İslami hareketin başlayış biçimi ve bu hareketin temel isteklerinin neler olduğunu anlatır mısınız? Bu son hareket nasıl başladı ve neden?
Cevap: İslami hükümet düşüncesi, yani İslam’ın hükümet etmesi ve gayri İslam’ın hükümet etmemesi yeni bir düşünce değildir. İslam’ın ta ilk günlerinde de ilahi hükümet her yerde olması planlanılıyordu. Sonuçta müslümanların kendi maslahatlarından gafil olması ve son yıllarda da sömürü düzeni böyle bir planın hayata geçmesini engelledi. Son İslami hareket de son 15 yıl içinde İranlı ulema önderliğinde ve şah planlarına muhalefetle başlamıştır. Bu planlar İslam ve İran’a aykırıydı ve geçmişteki ihanetlerin devamı sayılırdı. halk da ulemaya destek verdi. Bu bir yıl içinde (1997) gerçekleşen şey, halkın taleplerinin yavaş yavaş bir plan haline gelmesi ve asr-i saadette talep edilenlerle örtüşmesiydi. Bu planla sadece İran zulüm ve sömürü altından kurtulmuyordu, ayrıca bu plan tüm İslam ülkelerine, ister İran ve ister diğer baskı altında olan ülkelere örnek olması gerekiyordu.
İmam Humeyni bu örneği sunmak ve sözde büyük ve efsanevi güçlerin de yenilebileceğini ispat etmekle İslami uyanışı çıkmazdan kurtardı ve yeni bir aşamaya soktu:
İran’ın müslüman milletinin zaferi kuşkusuz dünyanın diğer mazlum milleteleri ve özellikle Ortadoğu milletleri iin iyi bir örnektir ki nasıl bir milletin İslami inkılapçı ideoloji ile büyük güçlere galip geldiğini gösterir. İran kıyam ettiği gibi kıyam etmeli ve istikbarın burnunu yere sürmeli. Tüm milletler kıyam etmeli ve bu fasıkları çöplüklere atmalı.
İran inkılabının ilk gününden itibaren istikbarın İran milletine düşmanlık etmesinin sebebi de buydu zaten ve sözde sabotajlar ve engellerle bu inkılabın başarısını engellemek ve İran milletini ve tüm özgürlükçü hareketleri ümitsizliğe düşürmek ve İslam’ın bu tür hareketlere liderlik edebilecek gücü olmadığını ispatlamaya çalışmak istemiştir. Ancak bu gün İslami uyanış dalgası tüm dünyayı sarmış ve artık kolay kolay da susturulamayacaktır:
Siz ey özgürlükçü hareketler ve ey istiklal için savaşan gruplar, ayaklanın ve milletinizi ve İslami milletleri uyarın ki zulme katlanmak her işten daha kötüdür ve devletlere kendilerini aşağılanmak ve zillete düşmekten kurtarmaları için uyarın ve hepsine İslam’a geri dönmeleri ve İslami kardeşliğe yönelmeleri için hatırlatmada bulunun.
İmam Humeyni’nin hareketinin yaygınlaşmasının bir sebebi de İslami vahdet ve kardeşliğe çağrısıdır. Bu durum hareketin ilk gününden itibaren vardı ve bir çoklarını etkiledi ve özellikle 15 Hordad 1342’de Pehlevi rejiminin işlediği katliamdan sonra ehli sünnetin önde gelen alimi şeyh Şeltut’un bu cinayeti kınayan bir bildiri yayınlaması dikkat çekicidir:
Bismillahirahmanırrahim
Öyle bir devirde yaşıyoruz ki içinde baz insanlar medeniyetin parlaklıklarına ve lezzetine kendini kaptırmış ve dinden gafil olmuştur. Oysa dünyanın doğu ve batısında bir çok gözler kurtuluş yolu için açılmış ve bir çok gönüller kendini İslam’ın aydınlatıcı tealimine açmış ve bu yüzden İslam dinine yönelmiştir...
Evet bu eğilim onların temiz fıtratlarının ürünüdür, hani yüce Allah’ın insanları ondan yarattığı fıtrat. Bu dönemde şom propagandalar ve açık tecavüzler gerçekleşmektedir ki kurbanları da İran’da yaşayan İslam alimleridir, hani Allah yolunda ilerleyen ve dinini koruyan ve ilahi tealimin hüküm sürmesinden başka hedefleri olmayan yiğitler...
Mazlumları kurtarmak, İslam’ın farz kıldığı bir durumdur ve insanlardan zarar ve ziyanı uzaklaştırmak da İslam tarafından farz kılınan bir davranıştır.
Mazlumları kurtarmanın en zaruri eylemi, İslam’ı savunma yolunda tutsak edilenlerden zararları bertaraf etmektir. İran’da İslam alimleri çok kez saldırıya uğramış ve defalarca hapse atılmış ve görevlerini yerine getirmeleri engellenmiştir...
Kuşkusuz ulemanın can güvenliği olmasa ve onlara saygı gösterilmez ise görevlerini gerektiği gibi yerine getiremeyecekleri kesindir. Bu durumda o milletin hali ne olur?
Kuşkusuz manevi değerler değersizleşir ve liderlik emelleri ve örnekleri hiçe sayılır ve insanlık anlamını ve erdemliliğini kaybeder. Çünkü tarih boyunca ulemanın mücadeleleri bir çok yapıcı gücün hareket kaynağı olmuştur. İran milletinin tarihi bu gerçeğe bir örnektir. Orada ulema hizmet alanında ve Allah ve millet ve vatan yolunda fedakarlıkta birer hazine sayılır ve bu alanda haşmetli bir tarih kaydetmiştir.
Ey müslümanlar, ulemaya saldırmak, ahlak hakkında işlenen bir cinayettir ve beşeriyet anlında bir ayıp lekesi olarak kalacaktır. Ulemanın hor görüldüğü gün artık karar ve emirler küstahların olacaktır ve hak yok oldu demektir.
Ey müslümanlar sizleri uyarıyorum, tüm ülkelerin müslümanlarını ve İran’ın müslüman milletini, bu saldırı ve el uzatmayı basit bir olay gibi algılamayın ve tüm gücünüzle İran alimlerini İran’ın despot rejiminin pençesinden kurtarmak için mücadele edin ve zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur (cehennemde yanarsınız). Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra (O'ndan da) yardım göremezsiniz!
Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) şu hususu açıklamıştır ki, kendisinden başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de (bunu ikrar etmişlerdir. Evet) mutlak güç ve hikmet sahibi Allah'tan başka ilâh yoktur.
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var. Kulları içinden ancak âlimler, Allah'tan (gereğince) korkar. Şüphesiz Allah, daima üstündür, çok bağışlayandır.
Eğer (imandan) yüz çevirirlerse, bilin ki Allah sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!.
İslam alimlerinin imam Humeyni ile eşlik etmeleri hareketin evrenselleşmesi üzerinde büyük tesiri oldu: İslam alimleri bu dinin kesin hükümlerini savunmakla görevlidir. İslam ülkelerinin bağımsızlığını savunmalı ve zalimlerden nefret ettiklerini dile getirmeli, İslam düşmanlarıyla anlaşmadan uzak durmalı ve İsrail ve onun işbirlikçilerinden ve Kuran'ı Kerim düşmanlarından da uzak durmalıdır.
Bu destek ve işbirliğinin en iyi örneğinin dünya Kudüs gününde görmek mümkün. Dünya müslümanları imam Humeyni’nin bu günü müslümanların Filistin milleti ile dayanışma günü ilan etmesine uyarak bu günü saygı ile anmaktadır. Bu günde işgal altındaki Filistin topraklarında geniş güvenlik tedbirleri alınır ve son olarak da namaz kılmak isteyen müslümanların Aksa camiine girişi engellenmektedirn. Bazı sözde demokrat Avrupa ülkelerinde bu gün için yürüyüş izni verilmezken ama her halükarda imam Humeyni’nin bu eserini yok edememektedirler. Çünkü imam Humeyni İslam dünyasının lideri olarak tanınmıştır. Çünkü eğer imam Humeyni sadece İranlı şii taklid mercii olarak tanınsaydı, Kudüs gününde tüm milletlerin galayana gelmesi gerekmez, Filistin milletinin mücadelesi daha coşkulu olmaz ve Filistinli mücahidler daha canlanmazdı:
Kudüs günü İslami bir gün ve İslami genel seferberlik günü idi ve umarın bu mesele tüm dünyada mustazaflar partisi için bir başlangıç olur.
İmam Humeyni gaspçı İsrail ve istikbar ile mücadeleyi Filistin’den tüm dünyaya yaydı: kuşkusuz dünyanın en ucra köşesinde yaşayan bir müslümanın görevi bu gün Filistinli mücahidlerin görevinin aynısıdır ve müslümanlar tek bir el gibidir ve genel sorumlulukta aynıdır.
İşte imamın bu düşüncesi anayasada da yansımıştır. 3. maddenin 16. fıkrasında tüm müslümanlara yönelik kardeşlik sorumluluğu ve dünya müslümanlarına destek İran İslam cumhuriyetinin görevi olarak belirlenmiştir. 11. madde ise hükümeti politikalarını İslami milletlerin birliği üzerinde kurmasını ve İslam dünyasının siyasi, iktisadi ve kültürel birliği için çalışmasını emretmekte. 152. madde de İran İslam cumhuriyetinin dış politikasının her türlü sulta kurmayı veya sultacılığa boyun eğmeyi reddeden ve müslümanların haklarını savunan bir politika olduğunu vurgulamakta. Yine 154. maddede de şöyle denilmekte: İran İslam cumhuriyeti diğer milletlerin iç işlerine her türlü müdahaleden uzak durduğu gibi dünyanın neresinde olursa olsun, mustazafların istikbara karşı haklı mücadelesini de desteklemektedir.
Ve bu gün imam Humeyni’nin adı ve anısı dünyanın tüm müslüman milletleri nezdinde hala yaşamakta ve biz de kendilerinin İslam cumhuriyeti ve tüm müslüman toplamlar için arzuladığı hedeflerinin gerçekleşmesini ümit ederek sözü imamın vasiyetnamesinden seçtiğimiz bir bölümle noktalıyoruz:
Benim tüm İslam ülkelerinin milletlerine vasiyetim, İslam ve İslam dininin hükümlerini uygulamak olan hedefinizde dışarıdan yardım beklemeyin, kendiniz özgürlük ve bağımsızlığı gerçekleştiren bu hayati mesele için kıyam edin ve İslam ülkelerinin saygıdeğer alimleri devletleri büyük güçlere bağımlı olmaktan kurtulmaya ve kendi milletleriyle barışmaya davet etsin ki bu durumda zaferi kucaklayacaktır ve yine milletleri vahdete davet etsinler ve İslam’a aykırı olan ırkçılıktan sakınsınlar ve iman kardeşlerine hangi ülkeden veya hangi ırktan olursa olsun kardeşlik eli uzatsınlar ki İslam onları kardeş ilan etmiş ve eğer bu iman kardeşliği tüm milletlerin ve devletlerin çabası ve yüce Allah’ın onayı ile bir gün gerçekleşirse göreceksiniz ki dünyanın en güçlü milleti müslümanlar olacaktır. Umarım bir gün yüce Allah’ın iradesiyle bu kardeşlik ve eşitlik sağlanır.
Taghrib
Bu
sitede yayınlanan yazarlara ait yazılı dökümanlar kaynak
belirtilmek suretiyle iktibas edilebilir
Sitede yeralan yazarların yazılarındakisorumluluk kendilerine
aittir