
M. Mehdi AKİF |
|
Müslüman ve Arapların en büyük meselesi olan Filistin meselesi üzerindeki komplo hâlâ devam ediyor ve peyderpey gün yüzüne çıkıyor. Bu meseleye karışanlar günbegün ifşa oluyor. Ortaya çıkan şeylerden biri –Filistin halkını temsil etmesi gereken- Filistin Yönetiminin İsrail’in dünyanın gözü önünde Gazze’deki halkımıza karşı işlediği suçlarla alakalı Goldstone raporunun görüşülmesinin ertelenmesini ya da raporun çekilmesini istemede ifadesini bulan hain fiildir. Filistinli olması gereken yönetim, İnsan Hakları Komisyonu’nda raporun yararına büyük bir destek ve ilgi kazanmayı başaran, Siyonist-Amerikan baskılarına direnmek için çaba sarf eden hatta suçluların yargılanmasının çok yakın olduğu, İsrail’i suçlayacak dosyaları hazırlamakta büyük bir yükü omuzlanan dünyanın farklı yerlerindeki şerefli binlerce hukukçu ve yüzlerce heyet ve örgütün yorucu çabalarını heder etmiştir.
O halde Filistin yönetimi İsrail ile Amerika’nın yapmayı beceremediği şeyi yapmakta, suçluların başlarını kurtarmakta ve bu günahkar istekle Filistin halkının boğazına bir kez daha ip geçirmektedir. Gerçekleri Araştırma Komisyonu Başkanı Goldstone Abbas’ın isteğini duyduğunda ağladı ve uluslar arası ve kanuni alanda sarf edilen bu çabanın bu şekilde heder olmasına bir anlam veremedi.
Bu durum Arap Birliği Genel Sekreterinin midesini bulandırdıysa haklı davamıza uluslar arası destek sağlamak ve suçluların suçunu ispatlamak için delil toplama adına gecelerini gündüzlerine katan bu şerefli insanlar ile Gazze’de kurban olan halkımız üzerindeki etkisi nasıl olur?
Özellikle yönetimdeki sembolik şahsiyetlerin Filistin halkı ve şehitlerinin hakkında işlenmiş bu günahkar hatadan Abbas ve onun yönetimini sorumlu tutmalarından sonra yönetim başkanının bu konudaki müphem noktaları ortaya çıkarmak için soruşturma komisyonu oluşturma iddiası bile bu hain fiilin acısını hafifletmedi.
Arap ve İslami Rejim Bu Komediye İştirak Ediyor
İnsan Hakları komisyonu’na üye olan Müslüman ve Arap ülkelerin Filistin davasına ihanet eden bu isteğe karşılık vermemeleri ve “Filistinliden daha fazla Filistinli olmayacağız” şeklindeki iğrenç açıklamayı yapacakları yerde raporu BM, Güvenlik Konseyi ve uluslar arası mahkemeye taşımaları daha iyi olurdu. Onlar bu yönetimin Filistin halkının ve davasının gerçek temsilcisi olmadığını, Arap ve Müslüman halklarla Filistin halkının hâlâ büyük bir sabırsızlıkla savaş suçlularının mahkemeye sevk edilmesini ve hak ettikleri cezayı almalarını beklediklerini biliyorlar.
Hain Eylemin Sonucu ve Aksa’ya Saldırı
Adetleri olduğu üzere Siyonistler fırsatı kaçırmadı ve bunu değerlendirmek için acele ettiler. Radikaller bir kez daha en birinci görev olarak kendine, direnişçileri kovma ve silahlarını alma, mücahitleri takip etme ve öldürme, vatanperverleri tutuklama ve işkence etme, suçlu İsrail güvenliğine hizmet ve bilgi sunma, gaspçı işgal askerlerini koruma, hayır kurumlarını kapatma, yasama Meclisi’ni işlevsiz hale getirme, Hamas ile diğer ulusal ve İslami gruplar arasındaki uzlaşı çalışmalarını sonuçsuz bırakmayı seçen Filistin yönetiminin bu yenilmiş konumunu kullanan İsrail polisinin gözetimi altında Aksa’yı işgal etmek için bir araya geldi. Bütün bunlar İsraillilerin Aksa’yı yıkma ve onun yerine sözde heykeli dikme projelerini yürürlüğe koymak için harekete geçmelerini hazırlayan sebepler oldu.
Rejimler Aksa’yı Ne Kadar Savunuyor?
Bu Siyonist çeteler, direnen bu müminlerin dışında onlara meydan okuyan kimseyle karşılaşmadılar. Bu kişiler hain Siyonist kurşunlarına çıplak göğüslerini siper ettiler ve Müslüman Arap rejimlerin düşmanla işbirliğine varacak derecede olumsuz bir pozisyon aldığı bir zamanda işgalciye meydan okuma ve hakları savunmada eşsiz birer örnek sundular.
Bu yüzden resmi Arap rejiminden Aksa ve Filistin davasına yardım etmesi, Arap barış girişimini tamamıyla geri çekmesi, ilişkileri normalleştirme çalışmalarını durdurması, Müslüman-Arap birliğini desteklemesi, gaspçı düşmana baskı uygulamak için farklı dünya ülkeleriyle olan ilişkilere işlerlik kazandırması, Müslüman Arap halklarının, maddi, manevi, basın ve askeri alanda Filistin direnişinin cihadına destek vermelerine, güçlerini takviye etmelerine izin vermesi, devlet ve halk düzeyinde onlarla ilişkiyi kolaylaştırması istenmektedir. Bu sayede bu direniş özellikle gerçekleştirdiği olağanüstü başarılardan sonra savaş alanında tek başına kalmaz. Aynı zamanda bu rejimlerden, Gazze ve Filistin’deki kardeşlerine yardım eden şerefli vatan evlatlarına düşmanca ve baskıcı bir şekilde davranmayı durdurmaları istenmektedir.
Herkes biliyor ki haklar dilenerek ya da yalvarmayla kazanılmaz. Aksine kan ve fedakarlıkla kazanılır. İsrail ile uluslar arası güçler ise sadece gücü olanları hak kazanmaya layık görüyor. Hamas’ın son dönemde yaptığı buna bir örnektir. Hamas 20 esirin Shalit’e ait kısa bir video filmi karşılığında serbest bırakılmasını sağlamıştır. Shalit’in serbest bırakılması karşılığında uzun dönem hapse mahkum edilenlerden bin kişinin serbest bırakılması anlaşmasının imzalanmasının da kıyısından dönülmüştür. Liderler bu büyük dersi hafızalarına kazıdı mı?
Şimdi Sıra Halkta
Hakim rejimler ümmetin büyük meselelerinde ihmalkar davranmış olsa bile bu, halklara görevlerini terk etme hakkını vermez. Aksine bu durum hükümetlere baskı yapması gereken halkın görevini ikiye katlar. Bu sayede hükümetler Kudüs ve Aksa’ya karşı uygun ve şerefli tavır alırlar. Bu halkların, mukaddesatıyla gurur duyduğunu, dini adına öfkelendiğini, Filistin ve Kudüs’teki mücahit halka destek verdiğini ifade etmesi için harekete geçmesi gerekir. Aksa’da nöbet tutan savunmasız direnişçilerde bizim için güzel bir örnek vardır. Direnişleri sayesinde aralıksız saldırıları durdurdular. Onlar direnişlerine maddi ve manevi alanda yapılacak desteğe, ailelerinin korumaya alınmasına ve nöbet yerlerinde onlara destek olmak için sivil, resmi, Arap ve Müslüman yatırım fonlarının kurulmasına çok ihtiyaç duyuyorlar.
İşte, fedakarlık gerektirse bile halkların oynaması gereken rol budur. Bu yüzden:
-Ümmet içindeki bütün entelektüelleri; farklı dillerde basın araçlarını kullanarak ve kamuoyu oluşturarak tarihi ve ilmi araştırmalar yoluyla Filistin davasını destekleme ve yaymaya, İsrail’in planlarını ortaya çıkarmaya, Kudüs’ün İslami ve Arap kimliğini vurgulamak için ilmi tartışma ortamları ve konferanslar düzenlemeye, özellikle Kudüs’ün Arap kültürünün başkenti olması itibariyle Filistin hakkına destek olmak için uluslar arası ve Batı dünyasında kamuoyu oluşturmak üzere çalışmaya çağırıyorum.
-Ezher ve diğer fıkhi ve ilmi akademilerdeki alimleri, fetva heyetleri ile alimler birliğini; ümmet içindeki İslam ruhunu diriltme görevini yerine getirmeye, ümmeti alimleri ve halkıyla birlikte Aksa’yı kurtarma ve etrafında nöbet tutanlara yardım etmekle sorumlu tutan –dini bir görev, ahlaki ve yasal bir sorumluluk olması itibariyle- fetvalar çıkarmaya, Kudüs üzerinde dönen çekişmenin hakikati ve Müslümanların Aksa’yı koruması konusunda ümmeti bilinçlendirmeye devam etmeye çağırıyorum.
-Ümmetin diğer fertlerini; ruhlarımızı ve kalplerimizi korkaklık ile zilletten kurtarmaya, Allah’a tevekkülümüzü gözden geçirmeye, onun mümin kullarına yardım edeceğine güvenmeye, ümmet içindeki herkesin ve heyetlerin benimsediği Aksa fonu projesini hayata geçirmeye ve işlerlik kazandırmaya, gaspçı varlığa destek olan ülkelerin şirketlerinin ürettiği malları boykot etmeye, gece yarıları ve namazlarda Allah’a dua etmeye çağırıyorum ki Allah mücahit nöbetçilere yardım etsin ve saldırgan Siyonistlerin tuzağını başlarına geçirsin.
Yakın Zafer Muştuları
Ey İslam ve Arap dünyasındaki şerefli ve özgür insanlar!
İyi bilin ki; çatışma silsilesinin son halkasını hak yazacaktır. {İşte Allah hak ve batıla böyle misal vermektedir. Köpük atılır gider ama insanların faydalandığı arz üzerinde kalır} Rad/17 {Biz hakkı batılın tepesine fırlatırız. O da onu helak eder, batıl da yok olur} Enbiya/18 Yine iyi bilin ki komplolar onu örenlerin başına geçecektir. {Halbuki fena düzen ancak sahibinin başına geçer} Fatır/43 İşgal bitecektir.{Ve deki: hak geldi batıl zail oldu, batıl zail olmaya mahkumdur} İsra/81
Ne zaman ki ümmetin iradesi özgürleşir, görevini yerine getirir, mesajını yüklenir ve rolünü oynarsa işte o zaman Allah’ın zaferi yakındır. {Allah kendisine yardım edene yardım edecektir. Allah çok kuvvetli çok izzetlidir} Hacc/40 Ekim 1973 savaşında bunu gördük. Ümmetimiz acı yenilgi ve felaketlerden sonra İslam sloganını yeniden yükseltmiş, askerlerin savaş inancını yenilemiş ve Allah’ın izniyle Allah-u Ekber sancağı altında zafer gelmiştir. Mısır ve Arap rejimi bu zaferi iyi değerlendirmiş olsaydı şuan ümmetin durumu çok farklı olurdu. Ama Allah’ın uyardığı şey oldu: {Allah’ın size vaadi doğru çıktı. Onun izni ile kafirleri öldürüyordunuz. Allah arzuladığınız galibiyeti size gösterdikten sonra zaafa düştünüz, emir konusunda tartışmaya kalktınız ve asi oldunuz. Dünyayı isteyeniniz de vardı ahireti isteyeniniz de. Sonra denemek için Allah sizi onlardan alıkoydu} Ali İmran/152
Ekim ruhu ümmetin gençlerinin içine üflenmeye ve onu zaferle zaferi onunla buluşturmaya değer bir ruhtur. Bu Allah’a zor değildir. Allah’tan bizi yakın zamanda özgür Aksa’da buluşturmasını diliyorum. O her şeye kadirdir.
* İhvan-ı Müslimin Genel Mürşidi Muhammed Mehdi Akif'in bu risalesi, Gülşen Topçu tarafından İsra Haber için tercüme edildi. |